Ana Sayfa Biyografi Diskografi Fotoğraflar Müzik Kutusu Makaleler Bizden Linkler Proje Müzikleri Ziyaretçi Defteri İletişim
Makaleler
Tel İşçiliğine Müzikal Yolculuk: Telkari (ozgür politika,özgür gündem)
Anadolu ve Mezopotamya’da köklü bir geçmişe sahip olan gümüş tel işçiliği ‘Telkari’deki yoğun emek ve performans müziğe ilham kaynağı oldu. Sanatçılar Mehmet Atlı, Serdar Keskin ve Murat Öztürk, tarih ve emek birliğine sahip ‘Telkari’nin bu özelliklerini müzikal formla sahneye taşıyor. Tel işçiliğiyle telli çalgılar arasında bağlantı kuran sanatçılar Anadolu ve Mezopotamya’nın geleneksel müzik formlarına göndermeler yapan makamsal formda bir müziği icra ediyorlar. Sanatçılar tel işçiliğini ve ‘Telkari’yi değerlendirdi.

Müzik dünyasında tıkanma

Keskin ve Atlı, Telkari’nin nasıl ortaya çıktığını şu cümlelerle dile getiriyor: “Belki herkes enstrümantal müzik zemininde kendi birikimlerini daha rahat ifade edeceği tahmininden ya da yaklaşımından hareketle bir noktaya geldi.

Bu duyarlılıklar buluştu. Burada zannedersem müzik piyasasındaki birtakım gelişmelerle bizim kişisel müzik serüvenimizdeki gelişmeler arasında titreşim birliği oldu.” Yıllardır tüketilen bir türkü bar dünyası ve bunun getirdiği açmazın müzik dünyasını etkilediğini belirten Atlı, “Bir yandan canlı olarak çalmak istemek, ama canlı olarak kendimizi ifade edecek mekanlar bulamamak. Türkü barlara hapsolma riski… Bu, yavaş yavaş aşılıyor gibi bir izlenime kapıldık” diyor. Öztürk ise,bireysel olarak uzun bir yolculuktan çıkıp, sonuçta geldikleri noktanın, üçünün birarada buluşmasını sağladığına dikkat çekiyor.

Atlı, yaptıkları müziğin Kürt müziğindeki tıkanıklığa cevap olma iddiası olmadığını daha çok kişisel müzik yaptıklarını belirtiyor. Enstrümanlarını daha etkin kullanmaya çalışarak, bestecilik kimliklerini besleyen geleneksel kaynaklardan yararlandıklarını ekliyor. Girişimlerinin toplumsal planda bir tıkanmaya denk düşebileceğini kaydeden Mehmet Atlı, yaşanan tıkanmayı şöyle tanımlıyor: “Bu tıkanma da nedir: Artık giderek daha melez müziklere ihtiyaç duyuluyor oluşudur. O kadar çok kaynaktan besleniyor ki insanlar veya herşey o kadar çok kullanılmış, bir kenara itilmiş, hızla tüketilmiş ki kalıcı bir değer olmadığından hep şikayet ediyoruz.” Projelerinin biraz makamsal müzikle ilişkili olduğuna vurgu yapan Atlı, Anadolu ve Mezopotamya’nın birikimiyle ilişkili, telli çalgıların performansına, tel işçiliğine dayanan eserler ortaya çıktığını ifade ediyor.

Tel işçiliği bir arayış...

Mehmet Atlı, “Tel işçiliğinden telli çalgılara bir bağlantı mı kuruyorsunuz” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Telkari denen işçilik, gümüşü tel haline getirip ondan incelikli takılar, üstün el ve göz performansına dayanan takılar üretme sanatının, köklü bir sanat olduğunu biliyoruz. Anadolu ve Mezopotamya’nın çeşitli yerlerinde süregelen bir gelenek olduğunu biliyoruz. Biz biraz onunla bir analoji kurduk. Bir benzeşim yaratarak ona gönderme de yaparak böyle bir ilişki kurduk. Bu da bir tür tel işçiliği. Ama enstrüman telleriyle yapılan bir işçilik. Bir arayış. Olmuş bitmiş, sınırları saptanmış, bir formun içine hapsolmuş müzikten çok, olmakta olan bir müzik.”

Müziklerinin biraz ev, biraz muhabbet müziği olduğunu söyleyen Serdar Keskin,

“Kendi aramızda konuşurken hep ‘evdeki gibi çalmak hedefimiz olmalı’ diyoruz. Sahnede de ya da çaldığımız her bir mekanda da evde çaldığımız gibi çalabiliyorsak tamam, belli bir kıvama gelmiş” diyor.

‘Formlara hapsolmuşlar’

Kürt müzik dinleyicisinin şarkı formuna fazla hapsolduğunun altını çizen Keskin, şöyle devam ediyor: “Kürt dinleyicisi açısından mesele bir acillik de arz ediyor. Enstrümantal müzik geleneğinin zayıflığından mıdır nedenini tam olarak kestiremiyorum ama çok fazla şarkı formuna hapsolduğunu düşünüyorum.

Özelikle genç kuşağın enstrümantal müziğin olanaklarıyla tanışmasında yarar olduğunu düğünüyorum.” Dinleyicilerinin kendilerinden bir beklentisi olmamasını isteyen Murat Öztürk ise, şunları ekliyor: “Güne kahvaltı yaparak değil, kahve içip yanında bir sigara içip düşünerek başlıyoruz. O yüzden yaptığımız çalışma da o anki duygu halimiz, o anki enerjimiz her zaman yerinde olmayabilir. O yüzden bir beklenti ile gelmemelerini canı gönülden isterim.”(fotoğraf galerimizde resimlerini bulabilirsiniz)
koyu siyah - 06.03.2008

ZİYA ÖZIŞIK EVRENSEL GAZETESİ
Yaşadığımız dönem açısından müzik alanında “özgün” olabilmek giderek zorlaşıyor. Kulağımıza çalınan hemen her melodi “fazlasıyla” tanıdık, bildik. Hemen her alan için belli ölçülerde böyle bir zaaf olduğu söylenebilir. Sanki hemen her şey öncesinden üretilmiş, masaya konmuş, şimdikiler de ganimeti paylaşıyorlar. Aslında tam olarak bu tespitleri yaparak üzerinde yoğunlaşılan deneysel müzik çalışmaları bile bahsigeçen handikapa düşmeden edemiyor. Öyle ki “deneysel müzik”; kavramın isimlendirmesinin tam aksine, bir “eli yüzü bilinen tür” olageldi. Elbette ki böyle dönemlerde; hakkını vererek belli çalışmaların altına imza atanların önemi de artıyor.
Giderek yalnızlaşan, bilgisayarıyla başbaşa kalan müzisyenler devrine inat “ekip çalışması”, “ortak üretim” gibi unutulmaya yüz tutmuş değerlere sahip çıkanlar, bugünü böyle işlemeye çalışan müzisyenler bunlar. Birçok olumlu örnekten bahsedilebilir.
Serdar Keskin de son 20 yıla damgasını vurmuş müzikal oluşumların bir ögesi olmuş biri olarak ve bu birikimleri demleyerek bugüne getirdiği kendi bireysel çalışmaları ile, bu “örnek” lerden birini oluşturuyor. Bu haliyle Serdar Keskin günün akışına direniyor ve kendini dahi anlatırken o değerlere -ekip çalışmasına, kollektif üretime- bir şekilde değiniyor. Deneysel çalışmaları da yine “bildik” ve “tanıdık” ın aksine sade, akustik formlarla kişiliğini buluyor. Serdar Keskin’le müzikal serüveni, bakış açısı ve “Leyl” adlı ikinci albüm çalışmasına kadar pekçok konuda söyleşik.
Yorum’la başlayan serüven
Serdar Keskin müzikle ilgilenenlerin birçok önemli çalışmadan tanıyabileceği bir isim aslında. Bunlardan ilki Grup Yorum. 1987 yılında girdiği Grup Yorum pekçok müzisyenin olduğu gibi onun için de kendi deyimiyle bir “okul” niteliği taşıyor: “Grup Yorum’a Sıyrılıp Gelen adlı albümün ardından 1987 yılında girdim. Cemo albümüne kadar da grupta gitar çalmayı sürdürdüm. Toplamında benim için öğretici bir süreç olduğunu söylebilirim” diyor Keskin bu yıllara dair. Grup Yorum yıllarında tanıdığı Kahraman kardeşlerle de bir yol serüveninin ilk adımını atıyor böylece:”Grup Yorum’dan ayrıldıktan sonra Metin ve Kemal Kahraman ile Gülbahar’ın Desmâl adlı albümünde biraraya geldik. Zaman içerisinde yol arkadaşlığımız oldu. Aynı kanallardan geliyor olmanın, frekans ve bakış açısı ortaklığının bunda büyük payı vardır. Enstrüman kombinasyonlarını, batılı enstrümanlarla geleneksel olanları içselleştirme çabası içine girdik. Kelimenin tam anlamıyla çok çalıştık bu da bize önemli bir hareket ve özgürlük alanı yarattı”
Serdar Keskin imzası (gitar-backvocal) Kahraman kardeşlerin hemen her albümünde mevcut. Zaten Metin-Kemal’in albümleri bu iki kardeşin kendilerinden menkul çalışmalarından öte, yine Keskin’in ifadesi ile “bir ekip çalışması”. Tam bu noktada Serdar Keskin’in her iki çalışmasının da yine bu ekibin imzası ile yapıldığını dile getirmek gerekir. Tabii ki “aynı mutfaktan çıkan farklı tadlar” bu çalışmalar. Bu farkı şöyle anlatıyor Serdar Keskin; “Metin-Kemal’lerle birlikte yapılan çalışmalardan ziyade kendi bestelerimde daha batılı veya kentli olarak ifade edilebilecek potansiyel belirdi. Bunu kullanmak için kendi albümümü yaptım”...
Leyl...
Bu noktada Serdar Keskin’in”Iraksamalar” adlı çalışmasının ardından çıkardığı ikinci albüm çalışması Leyl’den bahsetmek gerek. Sanatçının kendi ifadesini bulduğu “kentli” tanımı aslında bu konuda şifreler barındırıyor. Lızge Müzik’ten çıkan albümde Keskin Iraksamalar adlı albümünde olduğu gibi gitar (genele olarak akustik) merkezli bir enstrümantasyon anlayışını ortaya çıkarmış. Ancak bu albümde Keskin yerel kombinasyonları da epeyce kullanmış. Özellikle de klarnet bu albümün özel renklerinden...Şöyle özetliyor Keskin bu eğilimi; “Albümü hazırlarken temel akustik anlayıştan kopmadım. Müzikal çalışmalarımız ekseninde yaptığımız gezilerin etkisi olduğunu düşündüğüm bir takım kombinasyonlar da bu anlayışla birleşti. Sözgelimi bu gezilerde sıkça karşıma çıkan gırnata enstrümanının klarnet seçiminde etkili olduğuna inanıyorum. Klarnetin caz formlarına bir lezzet kattığını düşünüyorum. Bütün bunlar biraraya geldiğinde “renk aleti” tadını yakaladım klarnette. Birleştirici bir enstrüman olduğunu düşünmemin de klarnetin bu albümde kullanılmasının bir başka boyutu”
Hemen burada son dönemlerde yaşanan enstrüman kullanımı konusunda da bir eleştirisi var sanatçının “Enstrüman kombinasyonlarını çok önemsemekle beraber entrüman çeşitliliği kullanmanın başa çıkılması gereken bir hastalık olarak görüyorum. Ne kadar çok enstrüman kullanılırsa o kadar güzel olur kaygısı gözlemliyorum müzik piyasasında. Oysa söz konusu olan bir albümse enstrümanların makamsal uyumları göz önünde bulundurmak gerekir”...
Leyl, deneysel tadları olanca yalınlığı ile dinlemek isteyenlerin severek dinleyeceği bir albüm.
koyu siyah - 04.02.2008

RADİKAL GAZETESİ
istakozun kemirdiği hayat

Serdar Keskin, 1990'dan bu yana yaptığı çalışmaları 'Iraksamalar'da topladı. Akustik gitar ağırlıklı, sade bir albüm olan 'Iraksamalar'ın adının 'uzaklık hissi' anlamına geldiğini söyleyen Keskin, günümüzün karmaşasında yorulanlara nefes alma fırsatı sunuyor.
'Iraksamalar' akustik seslerin çok önde olduğu bir albüm...
Akustik gitar, temel enstrümanım. Biraz da insanın yapısından gelen, kendi doğasıyla ilişkili bir durum. 'Iraksamalar' her şeyden önce, uzaklık ifade ediyor... Uzaklık sadece benim yaşadığım bir duygu değil. Kendi doğal varoluşuna, kendi doğal çevresine epey bir yabancı kaldı insanlar.
Özellikle şarkı sözlerinizde, iletişim kopukluğu üzerinde durmuşsunuz.
Biraz karamsarlık mı var?
Karamsarlık yerine hüzün kelimesini daha uygun görüyorum. Hüzün zaten bu anlatılanlar çerçevesinde çok tamamlayıcı bir duygu gibi çıkıyor karşımıza.
Bu 'iletişim kopukluğu' çerçevesinde geleceğe baktığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Gelecek hakkında fikir yürütmenin çok doğru bir şey olduğunu düşünmüyorum ama biz hayatı biraz zorlaştırıyoruz ve bu toplumsal yapıdan kaynaklanıyor. Her konuda bir profesyonelleştirme hâkim. Eskiden insanlar birbirlerini anlamaya çalışırlardı. Bir şeyler ortaya koyulurdu, sorular sorulurdu. Tartışma sahiciydi... Kendini anlatmaya ve karşındakinin ne söylediğini anlamaya dönük bir çaba vardı. Şimdi çok farklı. Çok büyük bir iletişim tıkanıklığı ve değer erozyonu söz konusu. Bir şeyler tüketilip yeniden üretiliyor, yerlerine yeni bir şeyler konuyor ama, açıkçası, çoğu alanda ben bunlarla ilişki kurmakta güçlük çekiyorum.
Albümünüzdeki 'Tombul Istakoz' da bu yönde bir gönderme içeriyor, biraz bu sistemi anlatıyor galiba...
Evet, kesinlikle öyle. Bütün bu sözünü ettiğimiz sürecin toplamı neredeyse. Sonuçta, galiba, ıstakoz-dan kurtulma şansımız olmayacak...ASLI TANRIYAR
koyu siyah - 04.02.2008

EVRENSEL GAZETESİ
ıraksamlar ve sorgulamalar

caldiklari enstrumanlarla farkli albumlerde isimlerine rastlanan sanatc--lar vardir. Bu sanatcilarin cogunlukla "eslik sanatcisi", "studyo muzisyeni" oldugu zannedilir. Gün gelir de, bu sanatcilar "kendilerine ait" bir album çikardiklarinda, albümün, "eslik ettikleri" hangi sanatcinin albumune benzedigi ya da hangisinin etkisinin fazla oldu--u aranir.
Grup Yorum'dan ayrildiktan sonra, Metin-Kemal Kahraman ve Gulbahar'in albumlerine ve Nilufer Akbal, Aysegul'un konserlerine gitariyla eslik eden Serdar Keskin, bir album çikardi. "iraksamalar" adli albumde Keskin, soz ve muzigi kendine ait calismalarin yani sira, kimi siirlere yaptigi bestelere de yer vermis.
Albumun on yillik bir zamana yayilmasin Unkapani piyasasinin girdabina bagliyor Keskin. Ancak buna ragmen albumu gec kalmis bir albüm olarak degerlendirmiyor, ulasmasi gereken yere ulastigini dusunuyor.
Serdar Keskin'den oncelikle muzikal yapi yonunden albumu degerlendirmesini istiyoruz. "Albumun butunlugunde akustik gitara dayali bir saund soz konusu. Diger enstrumanlarin saunda katilim bicimini belirleyen yine akustik gitar ve sarkilarin melodik yapisi" diyen Keskin, albumun bir turun icerisinde anilamayacagini belirtiyor

.
Albumde, farkli turlerde kullanilan kimi enstrümanlari bir araya getirmesinden yola cikarak, enstruman seciminde neye dikkat ettigini soruyoruz. Bir sahne saundu yakalamaya calistigini belirten Serdar Keskin, "Davul, bas, klavye, akustik gitar, keman elektrik gitar cok hakim. Flut ve trompet albumde bir renk olarak kullanilmis. Sahne saundunu yaratmak icin bazi enstrümanlarin duygusuna hapsolmak gibi bir durumda degildim. cunku parcalarin melodik yapisinda bu duyarlilik hakim" diyor.
Serdar Keskin'in yorumu ve sesini kullanma tarzi bize Metin-Kemal Kahraman'in albumlerini hatirlatiyor. Durgun bir söyleyisten bir cigliga donusebilen bu söyleyis tarzinin benzerliginin sebebini soruyoruz Keskin'e o da hemen cevap veriyor: "Benzerlikler, Metin-Kemal Kahraman'la yillardan beri suren birlikteliklere dayaniyor. Albumler aras--nda, söyleyisler arasinda etkilesimlerin olmasi dogal.
'Denklem Tiryakileri'ne vokalle katilimi cok carpici bir espri. Ben sarki soylerken 'pat' diye giriverdi ve kaydettik. Belirlenmis bir sey degildi. cigliga gelince. sarkilarin cogunda bir ciglik var. O cigligin ardinda hayati sorgulamakta ve ic tartismalardan dogan bir hüzün var. Hayat, belli bir durusu gerektiriyor. Ama benim durusum da bu."
Albumun iceriginde kendini hemen hissettiren sorgulama kavram-- bir dizi tartismayi da baslatiyor.
Hayati sorgulamak, kendimizi toplumsal hayattan cekmek, ice donuk bir hale gelmek anlamina gelmemeli diyoruz ve sarkilarin sozlerindeki ice donuklugun sebebini soruyoruz. Serdar Keskin, "icedonuklukten ben hiçbir zaman rahatsiz olmadim. Bu, benim duygulanis seklim. icedonukluk bence hayattan kopma degil, tam tersine hayatin icine baliklama dalma. cunku insan kendisine, kendi gizlerine, kendi arka planina mumkun oldugu kadar yaklasabildigi olcude hayatin icerisinde kendine yer bulabiliyor" diyor ve ekliyor: "Nitekim, sarkilarin sozlerinin hicbirinde, icedonuklukten kaynaklanan bir karamsarlik yok. Aksine gizli bir umut var. Ancak umudu da abartmamak gerekiyor.
Umut cok fazla abartiliyor. Bu konuda bir zorlama var. illa umutlu olacagim diye yasadigim duyguyu terk edemem ki?"
Sorgulamalarda insandan evrene ve son olarak teknolojik gelismelere ve "bilgi cagi"na geliyoruz. "Hayatin kendisinde öyle bir hiz var ki, '80 bir dolu seyi aldi goturdu. Yerine hizi koydu. Kimsenin karsi cikamadigi teknoloji bombardimani var. Tum degerler buna gore yeniden bicimleniyor. Politik arenanin neresinde yer alirsa alsin, teknolojinin esaretine kimse karsi cikamiyor" diyor Serdar Keskin.
Sormadan edemiyoruz: "Peki ama bu durumda, bilginin kimin hizmetinde kullanildigina bakilarak, karsimizdakilerin yeni bir silahi daha var, buna karsi durmak, yeni mucedele yontemleri bulmanin gerekliligini vurgulamak gerekmiyor mu?"
"Aslinda albumde bir karsi durus var. Belki, yeterince aktif veya dinamik olup olmadigi sorgulanabilir. Muhalifligini pratik olarak nerde konumlandirdigi sorulabilir. Evet, ben tabiatim itibariyle de cok sert karakterli, cok kesin anlayisli biri degilim. cok direkt politik vurgular kullanmak yerine kendi muhalifligimi bu sekilde anlatmaya calistim. Olanlar karsisinda ben de sizin gibi izliyorum. Ve en az sizin kadar etkileniyorum" diye cevap veriyor.
Serdar Keskin'e karsi durusunun, var olanlari izlemenin, muhalifligini göstergesi olup olmadigini soruyoruz: "cok somut bir sekilde muhalif olduguma inaniyorum. Soylem olarak cok rastlanan bir soylem degil. Bu yonuyle birtakim tartismalara yol acabilir" diyen Keskin ekliyor: "Benim de istedigim bu. Bu, bir tercih meselesi; Kendimle yaptigim bu tartismayi baskalariyla da yapmak istiyorum. Ben zaten bir tarafim. Ancak bunun bir "cevre" ile cakisip cakismamasiyla ilgili bir problemim yok

koyu siyah - 04.02.2008

HURRİYET GAZETESİ
Zaman zaman sizlere Onerdigim ''siradisi albumler'' listeme son gunlerde
yeni bir isim eklendi. Serdar Keskin ve ''iraksamalar'' isimli calismasi.
Gercekten farkli bir seyler dinlemek istiyorsaniz bu albumu kacirmayin derim.
Muzik kalitesinin yani sira sarkilarla olusan oykusuyle ilginc bir album ''iraksamalar''.
Akustik soundu ve sade enstrumantasyonuyla goze carpan albumde abartmayay--m,
ama 10 parcadan en az sekizi ''bingo''. Y--llard--r muzigin icinde olan Keskin,
saniyorum bu calismasiyla ideallerinden birini gerçeklestirdi. Eh, bizim icin
de fena olmadi yani, cünkü Keskin liriklerinde cogu zaman unuttugumuz ''ideallerimizi''
hatirlatiyor. Kendisinin de dedigi gibi ''... Seni ararken kendimi buldum...
Yürüyecek yolu buldum..., Yolculugun uzunlugunu, irakligini farkettim ve yollarin
hep birbirine mecbur oldugunu...''. Keskin'in sade, samimi bir bicimde ele aldigi
ve benim olaganüstü buldugum ''Denklem Tiryakileri'', ''Bir Yanimiz Hep Yarim'',
''Kacis'', ''Bir sans Tani Kendine'', ''Hayat Bilgisi'' gibi sarkilara bakarsaniz,
haksiz olmadigimi goreceksiniz.
koyu siyah - 04.02.2008

Sayfa:    1   

Atay Algeç
Serdarkeskin.com, Tüm hakları saklıdır. 2007-2009 ©